İnternetin iş ve sosyal yaşamımıza girmesi ile birlikte yeni birçok kavram da hayatımıza girmeye başladı. Bunlardan birisi de elbette ki network kavramıdır. Gerek bilişimcilerin kendi disiplinleri içerisinde gerekse çok katlı pazarlama sistemi ile ürünlerini pazarlayanlar için bu kavramlar hiç de yabancı olmasa da, çoğumuz özellikle çok katlı pazarlama sistemi ile çalışan bazı firmaların/kişilerin yoğun ve sıkıcı baskısı ve de bizleri sırf daha fazla para kazanmak için sisteme dahil etme çabalarından dolayı bu kavrama soğuk bakıyor olabiliriz.
MUHAMMET KAÇMAZ, SOSYAL İLİŞKİLER, TİSGEP HAKKINDA kategorisinde yayınlandı | Etiketler kişisel network, network, profesyonel networking, sosyal ağ, sosyal tisgep, tisgep, tisgep.com | » yorum bırak;
GEZİ, MUHAMMET KAÇMAZ kategorisinde yayınlandı | Etiketler manzara, samanlı dağları, sapanca, sapanca sahil | » yorum bırak;

hiç kimse vazgeçilmez değil mi?
vazgeçilmez mi olmalı kişi yoksa onsuz da devam etmeli mi devam etmesi gerekenler?
hayatın anlamı kaybedilebilir mi ?
bir olgu mudur yoksa ispatlanabilen..
küçük şeylerde mi gizlidir mutluluğun anahtarı?
insan kendinden şüphe edebilir mi sahiden
ve ağlamak bir lüks müdür tıpkı anlaşılmak gibi..
ve anlaşılmak bir lüksken anlamak bu kadar onur kırıcı olmalı mı ya da bu kadar şaşırtıcı
öyle bir an gelir mi her şeyin anlamını yitirdiği, hiç bitmeyeceklerin bittiği,
umut biter mi yarın biter mi, insan kendini kaybeder mi hiçliklerde
yoksa her şeyde mi kaybolur insan ancak
ya da sadece zaman mıdır kaybedilebilen…
ZEYNEP HEPGÜL
YAŞAM, ZEYNEP HEPGÜL kategorisinde yayınlandı | Etiketler hayat, insan, kaybetmek, sorular, YAŞAM | » yorum bırak;
Çok isterim sizin yerinize oturuyor olmayı. İmrenerek bakıyorum size. Kayıtsızlığınıza , bitmeyen bir enerjiyle koşuşturmanıza ve hatta büyümüş gibi davranıp küçük mutluklular için kocaman hayaller kurmanıza,tutarsızca davranışlarınıza…
Çok uzak değil daha birkaç yıl önce- zaman mevhumu karışıyor bu konuda , belki de dün- ben vardım sizin yerinize değişik bir okul giysisi içinde ,değişik bir binada ,değişik suretler arasında… Fakat aynıydı yaptıklarım ,içime sığmayan enerjim ,büyümek için acelem. – Şu an ben olan – o zaman bilemediğim gözlemci gözler benim için ne derece ulaşılmazdı… Yaşları çok uzak, işleri çok kolay , hayatları keyfinde sandığım o -benlerin – kişilerin gözünden bakmanın bana bu derece yakın olacağını tahmin bile demezdim. Zaman an’mış , ben gelecek derken çoktan geçmiş olmuş, ‘küçüktüm’ den geriye sadece resmi kalmış , bir de dimağımda iz bırakan tarifsiz bir coşku varmış. -ecek ‘ lerle ve birgün ‘lerle başlayan cümlelerim -mış ‘lı ve -di ‘ li eklere bürünüp öğrenilen ve yaşanılan geçmiş zaman kipinde Türkçe dersinde kurulabilecek örnek tümceler içinde kalmış…
EĞİTİM, PERİHAN KAÇMAZ, SOSYAL İLİŞKİLER, YAŞAM kategorisinde yayınlandı | Etiketler öğrenci olmak, EĞİTİM | » yorum bırak;
Hayatınızda sizi ne tetikler..Birinin sizi övmesi mi yoksa yermesi mi size hız kazandırır? Mutluluk mu size yol çizer mutsuzluk mu???
Her birimizin kendine has değerleri vardır… Bazıları bu değerleri yitirdiğinde tüm Dünyası yıkılır ,hayata küser ve kabuğuna çekilir… Bazıları ise bu değerler zarar gördüğünde olmadık bir şekilde hırslanır ,elinden alınan karşısında ki olumsuzluk ona güç verir kaybedecek bir şeyi olmadığını düşünerek var gücüyle hedefe kilitlenir.
Bu gruplar birbirinden farklı yaşayışlarla doğmuş,farklı şekilde büyümüş ve farklı tarzları benimsemişlerdir. Hatta dinledikleri müzikler bile birbirinden çok farklıdır…
KİŞİSEL GELİŞİM, PERİHAN KAÇMAZ, SOSYAL İLİŞKİLER, YAŞAM kategorisinde yayınlandı | Etiketler değerler, kültür, müzik, YAŞAM | » yorum bırak;
HÜZÜNLERİN ÇEMBERİNDE
HALKA HALKA DÜĞÜMLENMİŞİM
HABERSİZCE SİNSİCE….
BUNUN ÇÖZÜLMESİ DE SESSİZCE Mİ OLCAK
YA DA ÇIRPINIŞIMIN EŞLİK ETMESİYLEMİ
KENDİ KENDİNE KONUŞMAKTAMI BİR HAYKIRIŞTIR
YA DA HAYKIRIŞMIDIR KENDİ KENDİNE KONUŞMAK
ADIM EVET BİR ADIM BİLE
HAYATIN KISIRLIĞINI BOZCAK KADAR GÜÇLÜ
BELKİDE GÜÇSÜZLÜĞÜN PENÇESİNDE YÜCELTTİĞİMMİDİR BU ..
YA DA SADECE KENDİMİ KANDIRIYORUM
OLMASINI İSTEDİĞİM DÜNYAM DA…
NİHAL ÇAKAR
NİHAL ÇAKAR, YAŞAM kategorisinde yayınlandı | » yorum bırak;

Bazen hayatta öyle kazık soru/n/larla karşılaşırsınız ki, Einstein bile olsanız bu soru/n/larla baş etmeniz mümkün olmayabilir.
Bazen uçmak, özgür olmak isterseniz bilirsiniz ki bu sevdiklerinizin mutsuzluğu belki de ölümü olacaktır.
Bazen kurtarmak istersiniz onları ama sizin kurtarmak için yapacağınız hamle yine onların mutsuzluğu ya da ölümü ile sonuçlanabilir.
Issız bir denizin ortasında öylece kala kalırsınız kaderinizle..
Beklemek sadece beklemek belki de yapabileceğiniz en iyi iştir..
Neyi beklediğinizi bilmeden..
Ama beklerken de kendinizle bir savaş verirseniz..
Gücünüzü tüketen bir iç savaştır bu, yaşadığınız en büyük savaş
Bir güvercin yüreği ile kartallarla mücadele ederken
Bir sürü yeni sorular/sorunlar belirir
Ne, Neden, Nasıl, Ne için, Ne kadar gibi sorular içinizi kemirir
Soruyu/sorunu çözmeye çalışırken üstüne yenileri eklenir
Zaman gelir neyi beklediğinizi bile unutursunuz…
Hayat böyle akıp gider ellerinizden…
Dur demek isterseniz akıp giden hayata..
Diyemezsiniz…
Nereden mi çıktı bu düşünceler?
Bir resim karesi..
ve
İşte soru…
Sizi Böyle Bekleyen Biri Var mı?
Muhammet KAÇMAZ
AİLE, MUHAMMET KAÇMAZ, SOSYAL İLİŞKİLER, YAŞAM kategorisinde yayınlandı | Etiketler beklemek, dostluk, emek, sevgi, YAŞAM | 1 Yorum »
Girizgah
yollardan geçtim, geçtim de kalpsiz şehirlerden, az gittim uz gittim, düzlükler sisliydi,ve hazine arazilerini ekmişti köylüler…cılız ışıklı ıssız yollar –sonları gerçekten görünmüyordu- ve terkedilmiş benzin istasyonları selamladılar bir tek beni, bi de resim dersinde çizdigimiz kibrit kutusu evler misali evlerin, bacasından çıkan incecik dumanlar(muhtemelen evin anası kalkmış,yakmıştı sobayı yavrularını kaldırmadan) ama ben yine de ,kamyoncuların yalnızlıklarına ağladım…yemeğin en tazesi onlaraydı ve çay bedavaydı, uyku da çekerlerdi parkedip tesislere ,onları uyandıracak bekçi de vardı…ama ben ,işte,yine de… soğuktu..güneşin bile üşüyerek doğduğu günlerden biriydi sanırım…ve geçtim,geçtim de bunları ,un fabrikalarına seslendim..öğütün!öğütün beni ama makine olmasın, öğütün dedenizin usulü ile ki acı kalmasın…alın koyun iki taş ortasına…eti sizin olsun kemikleri de, ama dikkat edin şu kafatasıma ve çok hırpalamayın, zira çelenklerimi ekeceğim ben oraya,sakın dokunmayın…
yollardan geçtim,geçtim de kalpsiz un fabrikalarını, -dedeleri bilge değirmenlere layık torun değillerdi bi kere daha anladım ya- ve sanırım yine takılıp kaldım kamyonculara ,yok bu sefer kamyoncuların yolunu gözleyen çocuklarına –hadi dürüst olayım ,kadınlarına- gözümün önüne geldi bir tanesi…genç,oturmuş cam kenarına gözleri çakılı ufkun bilmem hangi sonsuz noktasında…bekler,kocası gelsin ,gelsin de para getirsin.yeni entari alsın,giyinsin ,e ,komşu kızının düğünü var ,kocası gelsin ,gelsin.kış geldi dayandı kapıya,kömür lazım ve birazcık da odun kömürü tutuşturmaya,kocası gelsin,gelsin de doktora çıksın,karnında bir ağrı ,yoksa bir bebek mi yolda..kocası gelsin…sadece o gelse olmaz mı ya..para da,entari de,kömür de,doktor da ,çocuk da yok aslında…ama ,kızamazsın,yoldaki bilmez,yol bildirmez zira, götürür seni ve giden bilmez,kalana sormak lazım..kalana ağlamak lazım..”giden mi sürgün kalan mı”diyordu ya bi şarkıda.. içimden kızdım kamyonculara kadınlarını ağlattıkları için ve hepsini simitçi yaptım..ya da limon satacaklar her gün pazarda…kazançları daha az olacak belki ama eve dönecekler ,akşam ezanı okununca…
yollardan geçtim,geçtim de kalpsiz kamyoncuları ,geldim kiremit fabrikalarına , hey gidi kızıl çamur,hey gidi toprağın kızı,şimdi depolarda güneşsiz beklemektesin..kimbilir hangi yuvanın damına yolculuğun,sen bir büyük ev umarsın ya..geniş bir çatı olmalı en çok da,yalnızlığı sevmezsin zira,diğerleriyle yaşamalısın mutlu mesut ..kulak veririm onlara, beni ne dubleksler istedi de gitmedim der biri ,gözü de yükseklerdedir ya..bir kiremitin gözünün yüksekte olması dikkati nedense pek çekmese de diğerleri ona güler,güneşe kavuşalım da ,razıyız derler bir gecekonduya,hem evin büyüğünü neyleyelim,hayalleri kendilerine sığmayanları bulabilsek ya biz,o zaman ereriz kiremit olmanın gerçek mutluluğuna…ve devam eder öbürü ,biz kendimiz için yaşamayız zira, var oluruz çatısını kapattıklarımızla,var oluruz sadece yağmurdan koruduklarımızla…güzel söz derim…hey gidi kızıl çamur,hey gidi toprağın kızı,yazın görmüştüm sizi, sen ve arkadasların- o gözü yükseklerde olan yoktu ama aranızda -güneşte uyuyordunuz..uyumuyor kuruyordunuz,kurumuyor ölüyordunuz,ölmüyor ,doğuyordunuz..anladım feragat nerden gelir,anladım neden herkes seni başının üstüne koyar..anladım,doğmak için küllerden ,yanmak gerekir,bilir misin,biz insanlarda böyleyiz,e,benzeriz tabi size,aslımız bir,topraktan geliriz.başlarda taşınmak için,acı çeker(pişeriz) acıyla yaşar ( kururuz)..
yollardan geçtim,geçtim de kalplerini emanet vermiş kiremitleri,sigara fabrikalarına geldim,uzunca parmakları sararmış kızlar geldiler oturdular karşıma,yıllardır aynı fabrikada sabah 6 akşam 5,daha kolay gelir dantel örmekten artık tütün sarmak onlara,sabahın tütün kadar keskin bu saatinde de ,alpay’ın şarkısı geldi aklıma,ey fabrika kızı..sarar sarar her sigarayla bir dilek tutar,bunu içince biri ,yerine gelir o zaman belki dileği…bir sigara yakayım dedim, dileği gerçek olacaksa eger birinin, sigaraya başlamaktan kim korkar.
yollardan geçtim,geçtim de kalpleri parmaklarına inat sararmamış kızları ,hoş bulsun diye misafire demli çayların verildiği yerlere geldim…benimki açık olsun diyemedim- sorulmamıştı,zaten ayıptı da sorulmazdı-olsun, tebessümlerini kattım içine ben de şeker niyetiyle,oldu bitti,hem de yakmayan bir sıcaktı…demli çaymış,en güzel hoş geldin buralarda..aldım ,kabul ettim…ben de dedim,eğer gelirseniz birgün şehrime ,size de ikram ederim aynından hem de sallama olmayanından
Yollardan geçtim, geçtim de kalpsiz kendimi,-geçemedim ya dostlar ,olsun bu yine de en sevdiğim yalan- yollar bitti bugünlük, gördüm ki,ben kendi bulanık sularımdan şikayet ederken,dışarıda gerçeklerden örülü acı bir hayat var…
Teşekkür faslı
şükrettim halime,vazgeçtim kafatasımı da saklamaktan,sordum kendime,sızlanmak neden ayağına batan dikenden ,aç gözünü gör ,sırtında onca ok ‘a rağmen yaşayanlar var.. nimetler ateşten gömlek,bilmezsen kadrini, yakarak gider seni de bakarsın sadece arkalarından.. artık vazgeç ey kendim,çocuk misali oyalanmaktan ,ve unutma,sorumlusun sen,acı çeken her bir insandan…
dedim ya,yol bitti şimdilik ,sefer ise yine yeniden başlıyor…çok çalışmalıyız çook
Ve dönüşte farkettim ki düzlüklerde sisler gitmiş,ve aslında hazine araziye ekmişti hayallerini köylülerin…
Not: aslında sadece kamyoncu ağabeylerimizi yazacaktım…ve siz yine de sadece kamyonculara ağlayın..Karayollarında degil, eşlerinin kollarında ölmeleri dileğiyle…
SÜMEYYE ÜNSAL
AİLE, SÜMEYYE ÜNSAL, SOSYAL İLİŞKİLER, YAŞAM kategorisinde yayınlandı | Etiketler değirmen, fabrika, güneş, kafatası, kamyoncu, karayolu, limon, sigara, simit, umut | » yorum bırak;

Doğrul !!! Kalbin gibi ,davranışların gibi doğrul !!! Durma iki büklüm .
Omuzların erkenden çökmüş kafandakinin ağırlığıyla.
Bilirim her tel beyaz saçın bir dert anlatır anlayana… Artık sen değilsin gözlerinden ışık saçan haşarı genç. Oysa yaşın henüz değil 35. Susmak en sevdiğin meziyetin ; peki kendine neden serzenişlerin.
Affet herkesi unut gitsin. Affet kendini affet gitsin.Çünkü Dünyadaki en masum suçludan daha temizsin. Yorma olur olmaz niçinlerle kendini ve sevenlerini ; bak yine başladığın yerdesin. Sen , arkadaşım ;arkadaştan ileri sırdaşım bırak olmuş bitmişi olduğu yerde kalsın.Kapat albümün tozlu sayfalarını o tozlarla gününü ve geleceğini de tozlamaktasın.
Hakk , verecek haklarını ve tüm hakları … Uğraşma değiştiremezsin , haksızlığın ödenecek haklı haklılığını.
Sen bir insansın. Ben gibi, o gibi , onlar gibi… Ondandır yaptığımız fütursuzluklar… Ah keşke olmamış olsalar… Daha güçlüden medet iste. O dahi affetmekte sınırsızken sen bir zerre iken ‘O’ ndan ; nasıl hala ‘neden’ dersin? Teslim ol, eğ başını , yapan ele değil yaptırana odakla kendini… Başını eğ ama , dimdik olsun gövden ve omzun çünkü sen insan olmayı başarmaya çalışıyorsun.
Hafiflet kafanı, üstüne vazife olmayanları çıkar heybenden… Senden daha iyi karar veren varken telaşlanman neden ? Olmuş ve ya olursalarla zaman kaybedeceğine kuşan dua zırhını defet kötülük oklarını . Bak o zaman nasıl rahatlayacak ve huzur içinde yol alacaksın…
PERİHAN KAÇMAZ
KİŞİSEL GELİŞİM, PERİHAN KAÇMAZ, SOSYAL İLİŞKİLER, YAŞAM kategorisinde yayınlandı | Etiketler insan, vazife, YAŞAM, zorluklar | » yorum bırak;
Hayatın her hakkı mahfuz mudur gerçekten ve onu hoyratça kullanmanın haklı sebepleri var mıdır
Nedir beklenilen ya da gerçekten beklenilen bir şey var mıdır
Var mısın bu hayatta yok musun yoksa önce bu soruya bir cevap mı aranmalıdır
Bir an için mi yaşamalı insan yoksa bir an için mi ölmeli
Her an için mi yaşamalı insan yoksa her an için mi ölmeli
Yoksa o her an ve o bir an zaten insan için, buna mı inanmalı
Yok mudur bir iz, bir nişan,bir rehber yok mudur bir pusulası
Ey yolcu dur nereye diyen çıkmaz mı
İnsan hiç kendi başına kalır mı, yalnızım demekten hiç utanmaz sıkılmaz mı Samed iken Şah damarından yakını
İnsan uyandığını anlar mı rüyadayken rüyada olduğunu ya da.
Rüyalar gerçek olur mu , yoksa zaten gerçekler de rüya mı
Her ruhta bir mazoşist benlik mi gizli öyle olmasa hüzün insanı bu kadar tatlı sarıp sarmalar mı
Ve umut olmasa şükür olmasa insan yine de yaşar mı
Biter mi ruhun derinlikleri, derinlerde boğulunmaz mı
Bu kadar karmaşık soru hep aynı noktaya çıkmaz mı
ZEYNEP HEPGÜL
YAŞAM, ZEYNEP HEPGÜL kategorisinde yayınlandı | Etiketler hayat, sorular, YAŞAM | » yorum bırak;
