Hayatınızda sizi ne tetikler..Birinin sizi övmesi mi yoksa yermesi mi size hız kazandırır? Mutluluk mu size yol çizer mutsuzluk mu???
Her birimizin kendine has değerleri vardır… Bazıları bu değerleri yitirdiğinde tüm Dünyası yıkılır ,hayata küser ve kabuğuna çekilir… Bazıları ise bu değerler zarar gördüğünde olmadık bir şekilde hırslanır ,elinden alınan karşısında ki olumsuzluk ona güç verir kaybedecek bir şeyi olmadığını düşünerek var gücüyle hedefe kilitlenir.
Bu gruplar birbirinden farklı yaşayışlarla doğmuş,farklı şekilde büyümüş ve farklı tarzları benimsemişlerdir. Hatta dinledikleri müzikler bile birbirinden çok farklıdır…
“Müslüm Baba “ diye konser salonlarında bağıranlarla “Tarkaaaan “diye çığlık atıp parçalanan hayranlar arasında her açıdan bariz farklar olduğu gibi bu kişilerin hayata tutunmaları ya da hayattan beklentileri de çok farklıdır.
“Acı çekmek özgürlükse özgürdük ikimiz de” diyen bir sanatçının hayranı tabi ki “Acılara Tutunarak” ilerleyecek önüne çıkan engeller nispetinde güç kazanacaktır. Diğer taraftan “Sevgilimi koluma takarım ,Bebek’te 3-5 tur atarım,Olmadı bi de sinama yaparım gördüğün gibi çok unutkanım” diyen bir şarkıcının dinleyeni ise farklı bir anlayış tarzına sahip olacak ve mutlu olmak için acı ve türevlerinden uzak olmanın daha iyi olduğunu düşünüp‘ mutlu ol,eğlen coş’mantığıyla hayatını sürdürecektir.
Birinci gruba dahil olanlar karşılarına çıkan olumsuz ve zor şartlara direnmiş ,hayat mücadelesini hep sırtında büyük bir yük olarak taşımış ,hatta bazı raundlarda nakavt olmuş fakat bu darbeler onlarda tetikleyici olmuş , en azından mücadeleyi bırakmama azmi oluşturmuş kimselerdir. “Öldürmeyen acı güçlendirir” mantığıyla bu tür kimseler hayatlarının ilerleyen yıllarında daha iyi noktalara gelecek belki de rahmetli Sakıp Sabancı benzerinde olduğu gibi mücadelelerinin sonucunda karşılıklarını alacaklardır. Bu gurup aslında tam zıddı bir riskte taşımaktadır.Eğer bu darbler karşısında güç dengesini koruyamazlarsa ezik psikolojisine bürünüp hep başkalarının onları ezmelerinden dem vuracaklar belki de aynı darbeleri onlar da ‘gücü yeten gücü yetene’ diyerek daha güçsüz olan bir başkasından çıkaracak ve kazanma yolundakilerden değil kaybettiğini başkasından çıkaranların yolunda gidip can yakan bir sadist olacaklardır… Sınır çok ince bir çizgidir… Ya acılara tutunarak mutluluğa yol yaparsın ya da acını başkasının acısı haline dünüştürerek hepten yoldan çıkarsın…
Hayatlarında en başından beri her şey önlerine sunulan , Bebek’te 3-5 turla sınırlı bir acı hafızaları olanların işi daha kolaydır. Onlar ya elindeki nimetlerin hala farkında olmayıp ayakkabı topuklarının kırıldığı günü en bedbaht günleri ilan edecekler, düzeyli bir beraberlik yaşadıkları !!! partnerleri tarafından aldatılınca iyice akıllarını kaçırıp dibe vuracaklar; ya da eğer şanslıysalar Dünya’da kendileri dışındaki birilerinin de var olduğunu ve daha ciddi sorunlarla boğuştuğunu görerek ellerindeki maddi olanakları sunup hayır işlerine başlayıp yırtacaklardır… Her grup farklı yollardan ama netice aynı oranda mutluluğa ya da mutsuzluğa yakındır…
Ülkemiz gibi acı ve zorluk çekenlerin daha fazla olduğu –en azından şimdi ki orta yaş ve üstü için durum bu – bir yerde tabi ki acılara tutunarak yol alanların ve bu tarz müzik yapanların hayran kitlelerinin sayısı azımsanamayacak kadar çoktur… O sebepten bizde İbrahim Tatlıses ve Bergen kasetleri çok satmaktadır… Genç nesil için tahammül edilemeyecek derecede itici gelen ama şimdi değilse de bir zamanlar bu ülkede yaşananları iyi bir özet geçen bu müzik türleri bizi yansıtmaktadır… Gençlerimiz de kendi dünyalarında acılar çekmektedir muhakkak … Onlar da bu acılarını “ Bu kez anladım Hüzünlerden bozma mutluluklar yaşıyorum , Ben ordaydım Huzurlu zamanları yıkan sorular biliyorum “ diyerek ifade etmektedirler… Geçmiş nesil farklı mutluluklar /acılar çekerken şimdi de farklı mutluluk/ acılar vardır hayatımızda değişen şey ifadeler ve sesleniştir sadece… Aramızdaki bu farklılıkları anlamamız anlamaya çalışmamız karşılıklı müzik zevklerimizi yeri geldiğinde değiş tokuş edermiş gibi dinlemeye çalışmamız aslında toplum okumamızı sağlar ve toplumdaki ayrımcılığı azaltır…
Seçtiğimiz müzik bizi anlatır, yaşadıklarımızın ve tercihlerimizin ifadesidir… Mutluluğa yakınlığımızı , acıyı kabullenişimizi , dertlere bakışımızı ve hayatı ne yönüyle yakaladığımızı açıklar…
Ve biz de kendi müzik penceremizden bakarak kendimizi de yorumlama imkanı kazanırız “ yıllar yılı dert yolunda acıların çocuğumuyuz , yoksa lale devri çocuklarımıyız zamanımız geçmiş , yoksa hala küçüğüm daha çok küçüğüm bu yüzden tüm saçmalamam ,diyerek hiç büyümeye ve sorumluluk almaya niyeti olmayanlardan mıyız…!!! Biz ne tür müziğin ve tarz hayatın kişileriyiz ??? Belki de hepsinden azcık alıp tüm hayatlara yakın ama biz olan bir model mi olmalıyız???
PERİHAN KAÇMAZ