Çok isterim sizin yerinize oturuyor olmayı. İmrenerek bakıyorum size. Kayıtsızlığınıza , bitmeyen bir enerjiyle koşuşturmanıza ve hatta büyümüş gibi davranıp küçük mutluklular için kocaman hayaller kurmanıza,tutarsızca davranışlarınıza…
Çok uzak değil daha birkaç yıl önce- zaman mevhumu karışıyor bu konuda , belki de dün- ben vardım sizin yerinize değişik bir okul giysisi içinde ,değişik bir binada ,değişik suretler arasında… Fakat aynıydı yaptıklarım ,içime sığmayan enerjim ,büyümek için acelem. – Şu an ben olan – o zaman bilemediğim gözlemci gözler benim için ne derece ulaşılmazdı… Yaşları çok uzak, işleri çok kolay , hayatları keyfinde sandığım o -benlerin – kişilerin gözünden bakmanın bana bu derece yakın olacağını tahmin bile demezdim. Zaman an’mış , ben gelecek derken çoktan geçmiş olmuş, ‘küçüktüm’ den geriye sadece resmi kalmış , bir de dimağımda iz bırakan tarifsiz bir coşku varmış. -ecek ‘ lerle ve birgün ‘lerle başlayan cümlelerim -mış ‘lı ve -di ‘ li eklere bürünüp öğrenilen ve yaşanılan geçmiş zaman kipinde Türkçe dersinde kurulabilecek örnek tümceler içinde kalmış…
Ne zaman öğrenmiştim ve ne vakit yaşadım bu cümleleri … !! Yoksa hala Türkçe dersinde öğretmenimin yazmamı istediği ,deftere yazılan cümlelerden mi ibaret bu öznesi ben olan fiiller… Ya da bu cümleler hep mi vardı bir defterde de ben sadece okudum ve dersimi mi yaptım? Ders bitti diye sevinirken unutmuştum ki sınav olmadan ders bitmezmiş !!!
Siz sınıfa geleni ne gözlerle görüyorsunuz bilmiyorum ama ben sizin gözlerinizde kendi sizlerimi görüyorum… Bazen gayet ciddi olduğum bir anda , tam dersin en mühim anında içimden kahkaha atıp ,birinizi ebeleyerek kolidora koşup ‘hadi yakalayamazsın ki’ demek geçiyor. Ben bunları söylemek isterken ise ağzımdan çıkıp sana iletilen sadece bugünkü günlük planda müfredata uygun bir şekilde , teknolojik aletler eşliğinde, 40 dk. Süre dahilinde size iletmem için develetin beni memur kıldığı cümleler dökülüyor. Bazen ise o plan gönlümün sesinin planına uymadığı için size –di’li geçmiş zamanda içinde 1. tekil ve 1. çoğul şahısların olduğu gülümseten tarihi anılarımı paylaşarak ya da sizin gönül sesinizi açıp sadece dinleyerek sizden oluyorum… Ve itiraf ediyorum -ki zaten ben söylediğim için bunu siz de biliyorsunuz- gerçekten bunları yaparken mutlu oluyorum.
Tam dersin ortasında alakasız bir espri yapışınızı, ya da dersi bölerseniz kızarım diye sıra altından kağıt yazıp birbirinize yollayışınızı , yazılı kağıdınızı okurken kimden nasıl kopya çektiğinizi , ödev yapmadığınız da bahaneler sıralayışınızı, ben Tanzimat Fermanını anlatırken , Tanzimat’la ya da Ferman’la ilgili en ufak bir şeyi duymayıp karşıdan geçen genci ya da arabasının markasını daha çok merak edişinizi, gizliden tahtanın üstündeki saatin ibresini sinerji çalışmalarıyla nasıl ileri alacağınızın yolunu bilmeyi çok isteyişinizi, canınız ders işlemek istemediğinde bunu söyleyemeyip kendinizi sıka sıka ders dinleyişinizi bilip, hissedip , sınıfın havasından sizin o günkü ruh halinizi anlamak inanın ; hem çok eğlenceli , hem çok komik hem de çok özel…
Bir gün sizlerden bazıları da bunları hissedecek … O vakit bulunduğunuz konumu sizin o anda yerinizde olanlarla değiştirmeyi isteyeceksiniz… Ve size öğrettiğim bir gerçeği yaşadığınız için öğrenmiş olacaksınız ‘ tarih tekerrürden ibarettir ‘. Ve de en iyi öğrenilen bilgi tecrübe ile edinilendir….Ben tecrübe ettim ,gördüm en güzel yıllarınızda olduğunuzu … Ne yazık ki zamanı nasıl geri alabileceğimi öğrenemedim… Bu sebepten de içinde bulunduğum anı , sizi ve yaşadıklarınızı izleyerek zevkle yaşıyorum… Öğretmen kimliğinde , bazen yaptıklarınıza kızmış gibi, bazen görmemiş gibi davranıyorum.Oysa içimdeki çocukla , yaptıklarınıza eşlik ediyor ve sizi çok iyi anlıyorum…
Perihan KAÇMAZ